GARIPYOLCU


Paratikla.com - Internette Gezinirken Para Kazanın

* * * En Kutlu Sözdür Bu La İlahe İllallah * * *



• Cuma, Kasım 3, 2006 - Sobe Olayları

           

         Selamün aleyküm dostlar ! . . .

iş bu ziyaretimin sebebi arkadaşım alinin beni yine ve yeniden sobelemek ile şereflendirmesi munasebetiyledir.

ne diyelim sayıp sevip sobelemişler bizim de sobeye icabet buyurmamız icab eder.

 

vesselam hikayemize başlayalım hikayemizin adı "hayat" görüşmek üzere...

..............................................................................................................................................

 

           Günün ilk ışıklarıyla köyde her zamankinden daha değişik bir hareketlenme meydana geldi. Köylüler köy meydanın mesken tutmuşlar ve orada hararetli bir şekilde tartışmalar yapıyorlar ve çözüm arıyorlardı. Ama bir kii hariç. ayşe köy meydanına gitmek için gereken mecali kendisinde bulamıyordu. Çünkü hayat kaynağı gününü şenlerndiren oğlu mehmet on gündür kayıptı ve bu ızdırapla ayağa kalkacak bile dermanı kalmamıştı artık.   Gecesi gündüzüne karışmış gözlerinden akan yaşlar "okyanus"lara ulaşmış ömründen ömür savmış ama hala oğluna ulaşamamıştı. Oğlu aslında buralarda bir yerlerdeydi bunu hissedebiliyordu ama nerdeydi bunu tam bilemiyordu. Ancak aramak için "orman"ı taa derinliklerine bile gitmişlerdi ve ulaşamamışlardı.

           Ancak gitmeleri gereken tek bir yer vardı orasıda deli boğa "ova"sı idi. Ayşenin fikrine göre oğlu mehmet kesinlikle deli boğa ovasında bi yerlerdeydi ama oraya nasıl gidecekti onu bilmiyordu. Zira ovaya ulaşmak için çok zorlu ve çetin bir yoldan geçmek zorundaydı. Sarp kayalardan zor ve engebeli arazilerden geçebilmek için önce bir cesarete ve karların sarp dağlardan ayrılmalarını beklemek gerekiyordu. Fakat daha baharın ilk tomurcuklarını patlatmasına ik aydan fazla vardı ve bu süre ayşe'ye göre çok uzun bir süre idi. bu korku ve düşüncelerle son bir hamle ile köy meydanına gitmeyi ve bu telaşenin sebebini öğrenmeye gitmeyi denedi. Ancak çok zor durumda olduğunu kendisi de biliyordu. Bir hamle daha yaparak ayağa kalktı ve kapıya doğru yöneldi.

           Köy meydanında hummalı bir çalışma vardı. çünkü akşam köye baskın olmuş ve köyde bazı evlerdeki değerli eşyalar alınmışdı. Buna bir çözüm getirmek için de köy halkı tartışmalar ve hararetli konuşmalar yapıyorlardı. 

           Eşkiyanın en büyük korkulu  rüyası da on gün içersinde çok çaba gösteren mehmet olmuştu. Bunu köy halkı bilmiyordu ayşe de bilmiyordu. Ama akşamleyin bunu kanıtlayacak bir kaç görgü tanığı mehmetin arkasından hayır duaları yolluyorlardı.

           Mehmet'in buraları terk edip gitmesinin sebebini öğrenen köylü ve meydana ancak gelebilen ve bu haberi bir hışımda duyan ayşe sevinirle üzülür arası kaldılar. Çünkü bir yanda hasret bir yanda cesaret bir arada duruyordu.

Mehmet köye geleceğinin sinyallerini akşamleyin bırakmıştı aslında ama telaşeden kimse fark etmedi. ve bir anda köyün en yüksek tepesinin üstünde bir atlı belirdi.

           Köylü korku ve endişe içinde tepe tarafına baktılar. Uzak olduğu için seçemediler ama atlı hızla köye yaklaşıyordu. Ve en sonunda azda olsa seçilmeye başlayan görüntüyü seyredenlerden biri;

" mehmet ! mehmet bu evett o "

diye bağırana kadar sessizlik devam etmişti,

evet gelen mehmet ti ve artık o köyün gururu idi.

           Köy meydanına yaklaştı ve atını durdurdu. daha sonra attan inip ilk bakışta gözüne ilişen annesine koştu ve sarıldılar.

           Hasretin en güzel yanı olan vuslat anı gerçekleşince köylü bir ohh çekti. Daha sonra mehmet köylüye seslendi ve artık köyün koruyuculuğunu yapacağını söyledi ve bütün köylü sevincinden ne yapacaklarını bilemediler.

           Akşama doğru mehmet karanlık içinde kaybolup gitti ama hem ayşe hem de köylü mehmetin buralarda bi yerlerde onları beklediğini çok iyi biliyordu.

daha sonra ne mi oldu

nolacak ben de bir kişiyi sobeleyeyim dedim

işte sobelediğim arkadaşım ;

 

İstanbul Sevdalısı

arkadaşımı sobeliyorum

umarım davete icabet eder. ! . . .

 

SANIRIM üç tane de kelime vermem gerekiyor ! ...

 

kelimelerim şunlar;

"huzur","vuslat","değerli"

hadi saide kolay gelsin bu üç kelimeyi içeren bir hikaye bekliyoruz senden tamam...

 

GaRiPYoLcU

  

 

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Fikriniz bizim için değerlidir ! . . . :: Arkadaşa gönder!
GaRiPYoLcU

• 2006-11-03 18:11:58 - .

Yazan: aslihanyildirim
Evet güzel bir hikaye olmuş...

Açıkcası beni şaşırttın senin bu sobeleme geleneğine gölge düşüreceğine emin gibiydim :) Şimdi ben küssem mi acaba ben sobeleyince onun gereklerini yerine getirmemiştin :) evet kesinlikle bu küsmek için iyi bir fırsat :)

Sayın akrep kral, garip yolcu şu saatten sonra senle küsüm :(
Bağlantı

• 2006-11-03 12:52:39 - selamün aleyküm

Yazan: hayatguzeldir88
Cumanız Mübarek olsun...
Bağlantı



"Zaman yeniden başlar gibiydi. Aşk yeniden yuvalarına dönüyordu. Göz göze geldiler. Geçmişin tatlı hatıralarını yanlarına alarak sarıldılar. Araya giren mesafeler tükendi. Sanki Ferhad dağı gelmiş gibi, Mecnun çölü bitirmiş gibiydi. Kolaylaşmıştı her şey. Yaşlı gözleriyle birbirlerine ne zamandır bu kadar içten bakamadıkları için derin bir pişmanlık duydular. "Gerçekten pişman olduğunu anladım" dedi kadın. Sözlerinden çok gözleriyle konuşarak. "..anladım." dedi."

Senai DEMİRCİ





Ey Sevgili


Gelir misin rüyama bir kez göreyim cemalini
Engelliyor günahlarım gül yüzünü görmeyi
Arzum ahirette cennete seninle girmeyi
Ne olur biraz gül bana Resul-ü Kibriya
Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa


Sensiz dünya zilletle boğuluyor
Asr-ı saadet günleri hasretle çekiliyor
Toplumun ahlakı gitgide çöküyor
Ne olur biraz gül bana Habib-i Kibriya
Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa


Geceler karanlık, yokluğunda her saniye
Ay doğmuş, güneş batmış ne çare bu çileme
Tutamazsam elini sırat üzerinde
Ne olur biraz gül bana Nebi-î Kibriya
Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa



by gülkent


 

 

SEN YOKTUN!


Sen yoktun...
Hz Adem'deydi nurun
Önce cenneti,
Sonra yeryüzünü şereflendirdin.
Adem nuruna affedildi
Arafat bu affa şahitti
Sen yoktun
Nuh'un gemisindeydi Nurun...
Dalgalar yeryüzünü boğarken
Toprağın bağrındaki su
Gökyüzüyle buluşurken
Ve bu bir ilahi azap derken,
Allah nurunu taşıdı binbir sebeble
Tufan,nurunu selamladı edeple...

Sen yoktun...
Hz.İsmail'in alnındaydı Nurun
İbrahimi bir dua yükseldi kimsesiz çöllerden
"Rabbimiz" dedi,
" Onlara kendi içlerinden
Senin ayetlerini okuyacak
Kitap ve hikmeti öğretecek onlara,
Onları temizleyecek bir elçi gönder ";
Amin dedi on sekiz bin alem
Nurunla aydınlanan minicik ellerini
Semaya kaldırarak
Amin dedi İsmail.
Hira Nur dağı amin diyerek ayağa kalktı
Medine'den adı Uhud olan bir amin yankılandı
Sevr dağında
Sen yoktun
Sultanım...
Hz.İsa Ahmed diye muştuladı seni
Alemlerin efendisi diye sana seslendi
" Artık ben sizinle çok söyleşmem "dedi havarilerine
Çünkü bu alemin reisi geliyor...
Bekleyin Ahmed geliyor
Kainata Rahmet geliyor...
Havarilerin yüzünü okşayan, ölüleri dirilten bir nefes oldun.
Ama sen yoktun
Sen yoktun....
Hz.Abdullahın alnındaydı Nurun
Başı eğik gezerdi mazlum
Put eyle göklerden seni sorardı
Varaka seni arardı sema'da
Anneler kız çocuklarını hep ağlayarak sevdiler.
Ağlayarak süslediler ölüme!...
Ağlayarak “hadi dayına gidiyorsun” dediler.

Sen yoktun Sultanım...
Canlı canlı toprağa gömülmenin adı idi dayıya gitmek,
Anne yüreğinin çıldırtan çaresizliği idi,
Ve yavrusunun ölüme gidişini seyretmesiydi.
En son çocuk atılırken çukura,
Annesinin suretinde bir melek tuttu onu
Ve tebessüm ederek Hira Nur dağını gösterdi
Melekler süslüyordu Hira'yı,
Efendisine hazırlanıyordu Cebel-i Nur
Efendisine hazırlanıyordu Mekke
Alem, efendisine hazırlanıyordu.
Kainatın gözü Hz.Amine'deydi
Toprak yalvarıyordu Rabbine...
Gel diye ağlıyordu mazlumlar
Gözleri Sema'da
Ve bir gelişin vardı Ya Resülallah
Bir inişin vardı yeryüzüne
Ve cebrail ardında yalın kılıç melekler
Bir inişin vardı yeryüzüne
Yetimler en huzurlu geceyi geçirdiler belki de...doya doya.
Sonra bir sessizlik kapladı seher vaktini
Herşey sus pus olmuştu.
Hadi diyordu yıldızlar, hadi diyordu Ay,
Kainat bir isim duymak istiyordu
Ve bir ses yükseldi Amine’nin evinden
Muhammed...
Karanlıklar aydınlığa bıraktı yerini
Muhammed...
Seni yaratan Allah'a kurbanız Ey Dürr-i Yekta...
Sana O adı veren Rahman’a kurbanız
Artık sen vardın...
Susuz topraklara rahmet indi seninle
Annenden sonra, anne Halime sevindi seninle
Yağmura mı ihtiyaç var?...
Kaldır şehadet parmağını...
Yağmuru salsın Allah
Sonra tut ağacın yaprağını
Köklerini çıkarttırıp yanında yürütsün Allah.
Yeter ki sen iste
Sen iste Ya Resülallah
Deki; ben kimim?...
Dağlar, taşlar dile gelsin...
Dilsiz çocuklar ellerinden tutup "ente resülallah" desin
Sen vardın...
Bedir kârdı,
Uhud dardı,
Hendek yardı,
Yiğitlerin vardı.
Ölmek için yarışan yiğitlerin
Hele bir Enes'in vardı Ya Resülallah
Uhud'da öldüğünü duyunca arkadaşlarına;
" Niye burada oturuyorsunuz ? " diye sordu...
Onlarda ;" Allah'ın resül-ü öldürülmüş ! " deyince...
" Peki O öldükten sonra yaşayıp da ne yapacaksınız,
Kalkın ve O'nun gibi ölün." demişti.
Ve savaşın en yoğun olduğu yerde şehit düşmüştü.
Hem de ne şehit Ey Nebi...
Vücudu yaralardan tanınmaz halde idi
Kız kardeşi ancak parmaklarından tanıdı onu...
Musab bin Umeyer'in vardı senin...
Uhud'da sancağını taşıyan, öyle bir aşkla sana bağlıydı ki!...
Allah o gün meleklerini Musab'ın suretinde indirdi.
Ebu Hureyre'n vardı...
Acıkınca mescidin önünde durur
Sana bakardı, sen anlardın.
" Ya Ebahir!..gel " derdin
Ve sen gittin...
Bir gidişle gittin.
Ardında hüznün kaldı,
Hasretin kaldı göklerde,
Bilal ezan okuyamaz oldu
Ne zaman teşebbüs etse
" Muhammed resülallah " demeye...
Dizinin üstine çöker kendinden geçerdi.
Sonra günler ay, aylar yıl oldu.
Asırlar oldu...
Sensizliğe açtık gözlerimizi
Ama sen bırakmazsın bizi
Sen varsın...
Ey şehitlerin Sultanı sen varsın
Bir şehit bile ölmezken
Sana nasıl yok deriz.
Ebu Talip Şam'a giderken,
devesinin önüne geçip;
" Beni burada kime bırakıp da gidiyorsun " demiştin
" Ne anam var ne babam..."
Ebu Talip bırakmamıştı bu yüzden
Sensizliğin ızdırabı ile inleyen
Ümmetini kime bırakıp gidiyorsun Ya Resülallah
Bırakma bizi ki ; Allah " Sen onların içindeyken onlara azap edecek değiliz." buyuruyor
Bırakma bizi !...
Hayatı seninle öğretti Rahman
Kulluğu seninle tanıdık
Duayı senden öğrendik sevgili,
Hz.Ömer umre için senden izin isteyince,
Kardeşcik dedin ona;
" Duanda bana da yer ayırır mısın ? "
Bizler Ömer değiliz ama bütün dualarımız senin için
Ey Rabbimiz!...
Resülünü anışımızdan haberdar et...
O'na binler salat,binler selam...
Habibine Makam-ı Mahmud-u ver...
O'na Vesile-i lütfet...
O'nu Refik-i Ala'ya yükselt....
Bizi de affet...
O'nun hatırına affet...
Zatının hatırına affet...
Ne olur affet bizi...
Bizi affet....

by gülkent


kral_akrep

Uyan ey gözlerim gafletten uyan

Uyan uykusu çok gözlerim uyan

Azrailin kastı canadır inan

Uyan ey gözlerim gafletten uyan

Uyan uykusu çok gözlerim uyan




GaRiPYoLcU





resmin üstüne tıklayınız ışık yansın










. . . . . .Sitemizi ziyarete geldiğiniz için ALLAH (c.c) razı olsun ! . . . . . . . Yazılarımıza yorumunuzu eklemeyi unutmazsanız bizleri sevindirirsiniz ! . . . . . . . . . .


  • YORUMLARINIZ
    ............................................






    "Mevlam görelim neyler"
    "Neylerse güzel eyler ! "

    R E S İ M L E R İ M
    Önden Giden Atlılar
    Başka Dua Bilmez misin ?
    Yanlızlık
    Bulutlara Vuslat
    İsrail'e bir taş gönder
    Sen Yoktun Sultanım



    BU NEDİR?
    [Resmin üzerine tıklayın]




    BAĞLANTILAR
    ...........................................

    Ana Sayfa
    Profilim
    Arşiv
    Arkadaşlarım
    e-posta
    Şükretmiyoruz ! . . .
    G Ü L K E N T


    DOSTLAR KERVANI
    ...........................................

    mucahid23
    pinkdreams
    blogekle
    merakli
    sultan09ege
    farukk
    cisil2006
    benimeserlerim
    sevinay
    bintisahra
    seraparda
    makber
    lalezar46
    elifnurunpenceresi
    gercekyasamdan
    akkelebek
    dusbahcesi
    ustaplan
    birdirbir
    esko
    yokolus
    bluepoison
    kalbinur
    oznurbursa
    prensescemre
    berkan oncel





    HASBİHAL
    ...........................................










  • garib>




    GÜNÜN MAKALESİ
    ...........................................





    GÜNÜN SÖZÜ
    ...........................................









    SİZDEN GELENLER
    ...........................................



    Deftere Yaz :::: Defteri Oku


    "O, yaratan, var eden, şekil veren Allah'tır. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanlar O'nun şanını yüceltmektedirler. O, galiptir, hikmet sahibidir."
    (Haşr-24)


    kral_akrep


    ASU BLOG








    Design & Copyright @GÜLKENT