GARIPYOLCU


Paratikla.com - Internette Gezinirken Para Kazanın

* * * En Kutlu Sözdür Bu La İlahe İllallah * * *



• Cumartesi, Ocak 5, 2008 - Olgun Çocuk

olgun çocuk

Gerçek bir çocukluğu yaşamak ancak senin gibi bir çocukla geçireceğin çocuksu zamanlarla mümkündür. Hele bir de o çocukluğunu yaşadığın kişi kardeşin olursa ve yaşadıkların acı tatlı hatıralarla dolu ise, izleri bir ömür boyu kalır sende. Yaşıtlarınla birkaç saat oyundan sonra eve geldiğinde, bir şeylerini paylaştığın birisi yoksa eğer, sabah bir türlü gelmez o gece. İşte bir kardeşle hem kardeşlik hem de çocukluk geçirmenin tarifi, onları yaşabildiğin kadarıyladır bence.

Benden 4 yaş küçük bir kız kardeşim vardı adı Bedia.. Yaşıtım değildi ama ikimiz de çocuktuk sonuçta. Ve ikimizin de paylaşacak çok şeyi vardı bu küçük dünyamızda.

Tek gözlü odada kalırdık. Sırt sırta yaşamanın ne demek olduğunu hissettiğimiz ve her şeyi içine alan, belki de eksiği olmayan dopdolu bir evin odasıydı çocukluğumuzun geçtiği yer. Tek sofranın, tek yemeğin, tek büyüğün sözünün geçtiği ve tek yürek olduğumuz sıcacık bir yuva.

Haldaşımdı, kardeşimdi ve arkadaşımdı o olgun çocuk. Tek göz bu odada yataklarımız da yan yana seriliydi onunla. Çok kez beraber uyanır, beraber su ister, beraber korkardık rüzgarlı ve şimşekli gecelerin ortasında. Hatta çocuklarla özdeşmiş kızamık hastalığını da beraber geçirmiştik onunla. Pembe yorgan altında o, yeşil yorgan altında ben.

Onunla geçen günlerim hem çocukluk hem de olgunluk dönemidir benim için . Daha 7 yaşlarında tutulduğu amansız kalp hastalığı neticesi verdiği mücadele esnasında bile, umudunu yitirmeden umut aşılıyordu bize o duruşuyla.

Hiç unutamayacağım bir günü daha yaşamıştım onunla. Bir yıl sonu karnesi zamanıydı. Karnemi alacağım günün akşamında konuşmuştuk uzun uzadıya, ne hayaller kurulmuş ve umudlar serilmişti gecenin bağrına….

Hastalığından dolayı okula başlayamamıştı ama okumayı sökmüştü kendi kendine. Hastalığının onun okumasına engel olmayacağını ve gerekirse dışarıdan okulu bitireceğini söylerdi hep. Bu gece de, güzel hayallerini sıralamıştı benim için. Ötelere mübtela ve umud dolu bir çocuk hayalinin yanında, iyi niyet ve nasihatlerle bezenmiş bir abla duası da dökülüyordu dilinden.

“Yarın karne günü dört gözle bekleyeceğim abi” diyerek vedalaştık o gece…

Zaten hastalığı da git gide yoruyordu o küçük kalbini. Geceleri sırt üstü veya yüz üstü rahat uyuyamıyor, dizlerinin bükerek ve başının altına yastık koyarak rahatlamaya çalışıyordu. Yastıkların yetmediği yerde yastık olurdum sırtımla. Yüreğinin düştüğü yerde koyardı sanki başını sırtıma ve kalbinin olağandışı atışları hissedilirdi tüm bedenimde. Bir yürek hikâyesini dinlerdim gece boyunca. Bir inanmış kalp ve bir teslimiyet fısıltısı….

Karneyi alıp eve koşmaya başladım Bedia için. Artık sadece kendim için düşünmüyordum bir çok şeyi. O gülünce inşirah buluyordu kalbim. Onun sancılarını bir an olsun dindirmek ve yüzünü güldürmek bile bana tarifi imkânsız sevinç kaynağı oluyordu.

Sokağımıza gelmiştim artık, yokuştan yukarı doğru baktığımda kapının önünde Bedia’yı gördüm duvara tek eliyle yaslanmış vaziyette öylece. Uzaktan gelecek müjdeyi bekleyen bir yarı bitkin edası vardı onda. Belki sancılarına rağmen gelmişti sokağa tutuna tutuna. Ben adımlarımı hızlandırarak ona doğru koştum ve elimdeki karnem ile teşekkür belgesini ona uzattım. O anı yaşatan Rabbime şükürler olsun ki, bu kadar Sevinçli ve mutlu olduğunu görmek nasip oldu dünya gözüyle. O ne sevinç ve o ne çığlık Allah’ım! Sanki hiç hastalanmamış ve sanki hiç ağrısı yokmuş gibi atıldı üzerime ve başladı sarılmaya.

Dayanamadım bu sevincine, mutluluk gözyaşlarına karıştı benim gözyaşlarım. O gün belki hayatımın en önemli karnesini ve teşekkür belgesini almıştım. Onun acısını dindirecek, sevincine sevinç katacak her ne var ise kaf dağında bile olsa gidip alabilecek durumdaydım.

Ve şimdilerde ise, onun o bakiye müteveccih yüreğinin şefaatçisi olmak umuduyla yad ediyorum onu, meleklerin arasına bir melek daha katan Rabbimden rahmet dileyerek anıyorum o güzel olgun çocuğu……

 

Senai DEMİRCİ

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Fikriniz bizim için değerlidir ! . . . :: Arkadaşa gönder!
GaRiPYoLcU

• 2008-01-18 17:33:12 - canımın içi arkadaşlarım

Yazan: dergahli
sizlerden tek bir ricam var ama sadece istanbulda kalanlar için

dün varmısın yokmusun yarışmasında yarışan seçim abi vardı onun bahçeli evlerde bir cafesi varmış eğer ki sizler bana yardımcı olup benim numaramı ona verirmisiniz belki beni yanlış anlayacaksınız ama onu bir abim gibi çok sevdim o proğramdan kanım ısındı ona ne olur sizler bari bana yarımcı olun ona benim numaramı verim şimdiden tşk ediyorum herkese istanbulda kalan arkadaşlarımdan en büyük ricam budur sizleri seviyorum
kalın sağlıcakla

seçim akmeşe
bahçeli evler spor kopleksi yanında cafesi

buda benim numaram

0 532 686 36 05
Bağlantı



"Zaman yeniden başlar gibiydi. Aşk yeniden yuvalarına dönüyordu. Göz göze geldiler. Geçmişin tatlı hatıralarını yanlarına alarak sarıldılar. Araya giren mesafeler tükendi. Sanki Ferhad dağı gelmiş gibi, Mecnun çölü bitirmiş gibiydi. Kolaylaşmıştı her şey. Yaşlı gözleriyle birbirlerine ne zamandır bu kadar içten bakamadıkları için derin bir pişmanlık duydular. "Gerçekten pişman olduğunu anladım" dedi kadın. Sözlerinden çok gözleriyle konuşarak. "..anladım." dedi."

Senai DEMİRCİ





Ey Sevgili


Gelir misin rüyama bir kez göreyim cemalini
Engelliyor günahlarım gül yüzünü görmeyi
Arzum ahirette cennete seninle girmeyi
Ne olur biraz gül bana Resul-ü Kibriya
Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa


Sensiz dünya zilletle boğuluyor
Asr-ı saadet günleri hasretle çekiliyor
Toplumun ahlakı gitgide çöküyor
Ne olur biraz gül bana Habib-i Kibriya
Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa


Geceler karanlık, yokluğunda her saniye
Ay doğmuş, güneş batmış ne çare bu çileme
Tutamazsam elini sırat üzerinde
Ne olur biraz gül bana Nebi-î Kibriya
Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa



by gülkent


 

 

SEN YOKTUN!


Sen yoktun...
Hz Adem'deydi nurun
Önce cenneti,
Sonra yeryüzünü şereflendirdin.
Adem nuruna affedildi
Arafat bu affa şahitti
Sen yoktun
Nuh'un gemisindeydi Nurun...
Dalgalar yeryüzünü boğarken
Toprağın bağrındaki su
Gökyüzüyle buluşurken
Ve bu bir ilahi azap derken,
Allah nurunu taşıdı binbir sebeble
Tufan,nurunu selamladı edeple...

Sen yoktun...
Hz.İsmail'in alnındaydı Nurun
İbrahimi bir dua yükseldi kimsesiz çöllerden
"Rabbimiz" dedi,
" Onlara kendi içlerinden
Senin ayetlerini okuyacak
Kitap ve hikmeti öğretecek onlara,
Onları temizleyecek bir elçi gönder ";
Amin dedi on sekiz bin alem
Nurunla aydınlanan minicik ellerini
Semaya kaldırarak
Amin dedi İsmail.
Hira Nur dağı amin diyerek ayağa kalktı
Medine'den adı Uhud olan bir amin yankılandı
Sevr dağında
Sen yoktun
Sultanım...
Hz.İsa Ahmed diye muştuladı seni
Alemlerin efendisi diye sana seslendi
" Artık ben sizinle çok söyleşmem "dedi havarilerine
Çünkü bu alemin reisi geliyor...
Bekleyin Ahmed geliyor
Kainata Rahmet geliyor...
Havarilerin yüzünü okşayan, ölüleri dirilten bir nefes oldun.
Ama sen yoktun
Sen yoktun....
Hz.Abdullahın alnındaydı Nurun
Başı eğik gezerdi mazlum
Put eyle göklerden seni sorardı
Varaka seni arardı sema'da
Anneler kız çocuklarını hep ağlayarak sevdiler.
Ağlayarak süslediler ölüme!...
Ağlayarak “hadi dayına gidiyorsun” dediler.

Sen yoktun Sultanım...
Canlı canlı toprağa gömülmenin adı idi dayıya gitmek,
Anne yüreğinin çıldırtan çaresizliği idi,
Ve yavrusunun ölüme gidişini seyretmesiydi.
En son çocuk atılırken çukura,
Annesinin suretinde bir melek tuttu onu
Ve tebessüm ederek Hira Nur dağını gösterdi
Melekler süslüyordu Hira'yı,
Efendisine hazırlanıyordu Cebel-i Nur
Efendisine hazırlanıyordu Mekke
Alem, efendisine hazırlanıyordu.
Kainatın gözü Hz.Amine'deydi
Toprak yalvarıyordu Rabbine...
Gel diye ağlıyordu mazlumlar
Gözleri Sema'da
Ve bir gelişin vardı Ya Resülallah
Bir inişin vardı yeryüzüne
Ve cebrail ardında yalın kılıç melekler
Bir inişin vardı yeryüzüne
Yetimler en huzurlu geceyi geçirdiler belki de...doya doya.
Sonra bir sessizlik kapladı seher vaktini
Herşey sus pus olmuştu.
Hadi diyordu yıldızlar, hadi diyordu Ay,
Kainat bir isim duymak istiyordu
Ve bir ses yükseldi Amine’nin evinden
Muhammed...
Karanlıklar aydınlığa bıraktı yerini
Muhammed...
Seni yaratan Allah'a kurbanız Ey Dürr-i Yekta...
Sana O adı veren Rahman’a kurbanız
Artık sen vardın...
Susuz topraklara rahmet indi seninle
Annenden sonra, anne Halime sevindi seninle
Yağmura mı ihtiyaç var?...
Kaldır şehadet parmağını...
Yağmuru salsın Allah
Sonra tut ağacın yaprağını
Köklerini çıkarttırıp yanında yürütsün Allah.
Yeter ki sen iste
Sen iste Ya Resülallah
Deki; ben kimim?...
Dağlar, taşlar dile gelsin...
Dilsiz çocuklar ellerinden tutup "ente resülallah" desin
Sen vardın...
Bedir kârdı,
Uhud dardı,
Hendek yardı,
Yiğitlerin vardı.
Ölmek için yarışan yiğitlerin
Hele bir Enes'in vardı Ya Resülallah
Uhud'da öldüğünü duyunca arkadaşlarına;
" Niye burada oturuyorsunuz ? " diye sordu...
Onlarda ;" Allah'ın resül-ü öldürülmüş ! " deyince...
" Peki O öldükten sonra yaşayıp da ne yapacaksınız,
Kalkın ve O'nun gibi ölün." demişti.
Ve savaşın en yoğun olduğu yerde şehit düşmüştü.
Hem de ne şehit Ey Nebi...
Vücudu yaralardan tanınmaz halde idi
Kız kardeşi ancak parmaklarından tanıdı onu...
Musab bin Umeyer'in vardı senin...
Uhud'da sancağını taşıyan, öyle bir aşkla sana bağlıydı ki!...
Allah o gün meleklerini Musab'ın suretinde indirdi.
Ebu Hureyre'n vardı...
Acıkınca mescidin önünde durur
Sana bakardı, sen anlardın.
" Ya Ebahir!..gel " derdin
Ve sen gittin...
Bir gidişle gittin.
Ardında hüznün kaldı,
Hasretin kaldı göklerde,
Bilal ezan okuyamaz oldu
Ne zaman teşebbüs etse
" Muhammed resülallah " demeye...
Dizinin üstine çöker kendinden geçerdi.
Sonra günler ay, aylar yıl oldu.
Asırlar oldu...
Sensizliğe açtık gözlerimizi
Ama sen bırakmazsın bizi
Sen varsın...
Ey şehitlerin Sultanı sen varsın
Bir şehit bile ölmezken
Sana nasıl yok deriz.
Ebu Talip Şam'a giderken,
devesinin önüne geçip;
" Beni burada kime bırakıp da gidiyorsun " demiştin
" Ne anam var ne babam..."
Ebu Talip bırakmamıştı bu yüzden
Sensizliğin ızdırabı ile inleyen
Ümmetini kime bırakıp gidiyorsun Ya Resülallah
Bırakma bizi ki ; Allah " Sen onların içindeyken onlara azap edecek değiliz." buyuruyor
Bırakma bizi !...
Hayatı seninle öğretti Rahman
Kulluğu seninle tanıdık
Duayı senden öğrendik sevgili,
Hz.Ömer umre için senden izin isteyince,
Kardeşcik dedin ona;
" Duanda bana da yer ayırır mısın ? "
Bizler Ömer değiliz ama bütün dualarımız senin için
Ey Rabbimiz!...
Resülünü anışımızdan haberdar et...
O'na binler salat,binler selam...
Habibine Makam-ı Mahmud-u ver...
O'na Vesile-i lütfet...
O'nu Refik-i Ala'ya yükselt....
Bizi de affet...
O'nun hatırına affet...
Zatının hatırına affet...
Ne olur affet bizi...
Bizi affet....

by gülkent


kral_akrep

Uyan ey gözlerim gafletten uyan

Uyan uykusu çok gözlerim uyan

Azrailin kastı canadır inan

Uyan ey gözlerim gafletten uyan

Uyan uykusu çok gözlerim uyan




GaRiPYoLcU





resmin üstüne tıklayınız ışık yansın










. . . . . .Sitemizi ziyarete geldiğiniz için ALLAH (c.c) razı olsun ! . . . . . . . Yazılarımıza yorumunuzu eklemeyi unutmazsanız bizleri sevindirirsiniz ! . . . . . . . . . .


  • YORUMLARINIZ
    ............................................






    "Mevlam görelim neyler"
    "Neylerse güzel eyler ! "

    R E S İ M L E R İ M
    Önden Giden Atlılar
    Başka Dua Bilmez misin ?
    Yanlızlık
    Bulutlara Vuslat
    İsrail'e bir taş gönder
    Sen Yoktun Sultanım



    BU NEDİR?
    [Resmin üzerine tıklayın]




    BAĞLANTILAR
    ...........................................

    Ana Sayfa
    Profilim
    Arşiv
    Arkadaşlarım
    e-posta
    Şükretmiyoruz ! . . .
    G Ü L K E N T


    DOSTLAR KERVANI
    ...........................................

    mucahid23
    pinkdreams
    blogekle
    merakli
    sultan09ege
    farukk
    cisil2006
    benimeserlerim
    sevinay
    bintisahra
    seraparda
    makber
    lalezar46
    elifnurunpenceresi
    gercekyasamdan
    akkelebek
    dusbahcesi
    ustaplan
    birdirbir
    esko
    yokolus
    bluepoison
    kalbinur
    oznurbursa
    prensescemre
    berkan oncel





    HASBİHAL
    ...........................................










  • garib>




    GÜNÜN MAKALESİ
    ...........................................





    GÜNÜN SÖZÜ
    ...........................................









    SİZDEN GELENLER
    ...........................................



    Deftere Yaz :::: Defteri Oku


    "O, yaratan, var eden, şekil veren Allah'tır. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanlar O'nun şanını yüceltmektedirler. O, galiptir, hikmet sahibidir."
    (Haşr-24)


    kral_akrep


    ASU BLOG








    Design & Copyright @GÜLKENT